2021-2022 Adli Yılı Açıldı

2021-2022 Adli Yılı Açıldı

2021-2022 Adli Yılı Açıldı

2021-2022 Adli Yılı, Kastamonu Adliyesi Atatürk Anıtı’na Çelenk sunumu yapılarak açıldı.

Açılış merasimine; Kastamonu Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan KAPAĞAN, Kastamonu Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Mehmet KESKİN, Kastamonu Barosu Başkanı Av.Özgür DEMİR, önceki Baro Başkanlarından ve TBB Delegesi Av.Seyfettin CİVELEKOĞLU, Baromuza mensup meslektaşlar, hakim ve savcılar ile Baro ve Adliye personeli katıldı.

Tören; çelenk sunumunun ardından Kastamonu Cumhuriyet Başsavcısı ve Baro Başkanı tarafından yapılan açış konuşmaları ile sona erdi.

Törene genç meslektaşlarımızın ve stajyerlerimizin yoğun katılımı dikkat çekti ve umut verdi.

Yeni Adli Yılın ülkemizde adalete hizmet etmesini dileriz.


Baro Başkanı Av.Özgür DEMİR tarafından yapılan açış konuşması şöyle;

 

Çok Değerli Hukukçular; bugün 2021-2022 Adli Yılını Açıyoruz. Sizleri Kastamonu Barosu ve kendi adıma saygı ile selamlıyor, 2021-2022 Adli Yılının, yargıçlarımıza, savcılarımıza, avukatlarımıza, yargı çalışanlarımıza, ülkemize, ülkemiz hukukuna yararlı olmasını diliyorum.

Öncelikle ülkemizde hukukun üstünlüğü için azami çaba gösteren, bunu kendisine görev bilen değerli meslektaşlarıma ve adliye çalışanlarımıza en içten teşekkürlerimi sunarım.

 

Son bir yıl içinde ülkemizde ve dünyada meydana gelen felaketlerde çok sayıda insanımızı kaybettik. Son olarak ilimizde meydana gelen sel afetinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. İlk andan itibaren ortaya çıkan mağduriyeti gidermek üzere inisiyatif alan Baromuzun da katkıları ile yaralar sarılmaya başlanmıştır. Çalışmalarımızda yer alan ve kenetlenerek destek olan herkese huzurlarınızda teşekkür ederim.

 

Yeni adli yılın hakların sahiplerine tesliminde akıcı bir dönem olmasını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

 

Günümüzde insanların Adliyeden ve hukuk camiasından beklentilerinin giderek arttığını, bu çerçevede hukukçulara daha fazla sorumluluk ve görev düştüğünü gözlemlemekteyiz. Bu artan beklentinin karşılanabilmesi, Anayasa ve kanunlar düzleminde işlevini tam olarak yürütebilen bağımsız yargı mensuplarına ihtiyaç doğurmaktadır. Yargının tam bağımsız unsurlarla donatılması, bu donatımda avukatların her manada bağımsız kılınabilmesi son derece önemlidir. Bilindiği üzere yargı sistemimiz, ağır bir travma döneminden geçmektedir ve bu dönemde yargı görevi yapanların daha özverili olması gerekmektedir.

 

Saygıdeğer katılımcılar.

 

Diğer bir açıdan avukatların her türlü siyasal mülahazadan uzak örgütlenebilmesi de elzemdir.

 

Bu durum da tam bağımsız yargının doğrudan ya da dolaylı etmenleri arasındadır. Geçtiğimiz adli yıl içerisinde avukatlık mevzuatında yapılan köklü değişikliklerle ve bu arada çoklu Baro disipliniyle maalesef bu mülahazanın göz ardı edildiğini üzülerek yaşadık. Diğer yandan yine geçtiğimiz dönemde hukuk mesleklerine giriş sınavı mevzuatımıza girmiş ancak uygulanması, yıllar sonrasına talik edilmiştir. Her yıl binlerce mezun veren hukuk fakültelerinde verilen eğitimin de kalitesinden emin olmadığımız gibi bu mezun sayısı gözetildiğinde kısa zamanda hukuk mesleklerinin yapılamaz hale geleceği açıktır. Yapılan yasal değişikliklerin yargıya kan kaybettirdiği, bağımsız yargıya ulaşımda halkın avukatının elini zayıflattığı ortadadır. Bizim arzumuz, mesleğimizin sorunlarının ve dolayısıyla yargı bağımsızlığının hızlıca ele alınması ve mevzuat temelinde iyileştirmeler yapılmasıdır. Mesleğin önceliği olmayan düzenlemelerle vakit ve enerji kaybedilmiş, mesleğimizin iş sahasının artırılması ve ifası için gerekli kolaylıkların tanınması anlamında düzenleme yapılmaktan uzak kalınmıştır.

 

Tüm uluslarca kabul gören genel geçer hukuk normlarının yasama organınca yürürlüğe konması asıldır. Yasama organının anılan biçimde işlevini hukukun üstünlüğü ilkesiyle yerine getirdiği varsayıldığında dahi uygulayıcıların yani yargı görevi yapanların aynı hassasiyetle uygulamayı yönetmesi ve adalete inancı tesis etmesi zorunludur. Maalesef günümüzde işini yerine getirmekten aciz, konumuna hayran ve tepeden bakan mensuplarla zaman zaman karşılaşmaktayız. Bu bakış açısının daha çok kendisini insani ve mesleki olarak geliştirmemiş yargı mensuplarında yerleştiği de müşahade edilmektedir. İçinden geçilen zorlu sürecin en hafif biçimde atlatılmasını dilerim. Girdiğimiz adli yılın da buna hizmet edeceğine inancım tam.

 

Yeni adli yıldaki en önemli beklentilerimizden biri de tam bağımsız olması gereken yargının bağımsızlığına halel getirecek oluşumlardan arınmasıdır. Bu bağlamda ocu şucu bucu ayrımı yapılmadan liyakat sahibi hukukçuların hak ettikleri konumlara gelmelerini diliyoruz. Aksi durumun neden olduğu arızaların giderilmesi ile ne denli meşgul olduğumuzu, bu meşguliyetin önemli hak kayıplarını da beraberinde getirdiğini hep birlikte gördük. Bu durumun ilk olumsuz yansımalarının halka doğrudan temas eden avukatlara gerçekleştiği, hakkını teslim alamayan vatandaşın avukatlara serzenişlerini dile getirdikleri bilinen bir gerçektir. Yine liyakat esasının temel alınmaması onulmaz yaraları da açmakta ve ülkemizin adalet tablosu kirlenmektedir.

 

Adalet Gücü Bağımsız Olmayan Bir Milletin Devlet Halinde Varlığı Kabul Olunmaz” sözünün sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şiarında demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin yaşaması için işler ve bağımsız bir yargıya azami ihtiyaç vardır. İyiniyetli, çalışkan, vatansever, Atatürkçü hukukçular sayesinde bağımsız yargının ayakta kalacağına inancımız tam. Buradan değindiğim ilkelere bağlı ve bu amaca hizmet eden tüm meslektaşlarıma en derin saygılarımı gönderiyorum.

 

Açmakta olduğumuz adli yılda hukuk kurallarının tam biçimde uygulanabilmesi için ter dökecek avukatların işlerini akıcı biçimde yürütebilmeleri, aslında hak arayan vatandaşın işlerinin sorunsuz biçimde yürütülmesi anlamına geleceğinden avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü olan tüm yargı kurumları ile özel ve kamudaki tüm kuruluşların Avukatlık Kanunu’nun 2. Maddesine uygun biçimde bu yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunludur.

 

Savunmanın üvey evlat gibi görülmemesi de bu adli yıldaki beklentilerimiz arasında. Avukatsız bir yargılama yapılamayacağı gerçeğini her hukukçunun özümsemesi gerektiğini biliyoruz. Yine avukatla temsil edilen davalarda yargı işinin ne denli hızlı yürüdüğü de ortada. Bu sebeple hakim, savcı ve avukatların bir bütün olduğunun iyi anlaşılması zorunludur. Bu anlayış, ne hukuk fakültesinde ne de sonrasındaki staj aşamasında aşılanabilmektedir. Bu anlayış, hukukçunun özünde yer almakta olduğundan bu anlayışı bir türlü benimseyemeyen hukukçuların kendilerine başka meslek seçmelerinde yarar vardır.

 

Yine avukatlık mesleğinin maalesef adalet dalından dışlandığına bir örnek de stajyer avukatlarımızın durumudur. Stajyerlerimiz Baroların olanakları çerçevesinde eğitilmekte ve mesleğe hazırlanmaktadır. Burada meslektaşlarımızın özverisi devreye girmektedir. Oysa iyiniyetle gösterilen özverinin avukat eğitiminde yeterli olmayacağı açıktır. Buradan hareketle stajyer avukatların tıpkı diğer hukuk mesleklerinde olduğu gibi kamu kaynağı ile eğitilmeleri ve mesleğe hazırlanmaları sağlanmalıdır. Aksi durumda adalet terazisinin halka bakan yüzü olan avukatlık mesleğinin erozyona maruz kalmaya devam edeceği kuşkusuzdur.

 

Bu gün 80 Baro Başkanı, 80 ayrı kürsüden benzer şeyleri ifade etmektedir.

 

TÜM BAROLAR, BAĞIMSIZ VE ADİL YARGIDAN, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNDEN, İNSAN HAKLARINA SAYGIDAN YANADIR VE BU İLKELER İÇİN MÜCADELE İÇİNDEDİR.

 

Sözlerimin sonunda yargı görevi yaparken ya da bundan dolayı şehit edilmiş avukat, hakim, savcı tüm meslektaşlarımın hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

 

Herkese insan haklarından yana ve adalet dolu sağlıklı bir yıl diliyor, saygılar sunuyorum.

 

 

 

01.09.2021

Av.Özgür DEMİR

Kastamonu Barosu Başkanı


Sosyal Medyada Paylaş