| T.C. YARGITAY 10.Ceza Dairesi
Esas: 2008/17
Karar: 2008/1718
Karar Tarihi: 04.02.2008
ÖZET: Sanık, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmamış ise sadece denetimli serbestlik tedbirine, bu maddeleri kullanmış ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine hükmedilmesinde zorunluluk vardır. Bu durumda tedbirlerin uygulanması yönünden mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı gözetilerek denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekir.
(5237 S. K. m. 31, 50, 62, 191)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Doğacan'ın 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3, 62 ve 50-3. maddeleri uyarınca 4.000.- YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir Sekizinci Çocuk Mahkemesi'nce 10.07.2007 tarihinde 2007/432 esas ve 2007/302 karar sayı ile verilen hükmüne karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 19.11.2007 gün ve 58706 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2007 gün ve 2007/261564 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, <Sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak olarak kabul edilmiş olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesine göre, sanık hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi gerektiği, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranılmaması halinde cezanın infaz edilmesi gerekeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.> denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesi uyarınca, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, mahkemece, aynı maddenin (2) veya (6). fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, sanık, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmamış ise sadece denetimli serbestlik tedbirine, bu maddeleri kullanmış ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğu, anılan tedbirlerin uygulanması yönünden mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı gözetilmeksizin; sanığın, hapis cezası ve tedavi yerine para cezası verilmesi yönündeki isteği <tedbiri kabul etmediği> biçiminde yanlış yorumlanarak doğrudan ceza tayin edilmesi ve buna rağmen denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamedeki düşünce bu değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden; İzmir Sekizinci Çocuk Mahkemesi'nce 10.07.2007 tarihinde 2007/432 esas ve 2007/302 karar sayı ile verilen hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak;
Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu, ancak uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı konusunda delil olmadığı anlaşıldığından;
1- 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanunla değişik 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
2- Sanığın, denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranıp davranmaması durumuna göre, aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca gerekli hükmün mahkemesince verilmesine>,
Dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 04.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤) |