8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
K A S T A M O N U
BARO BAŞKANLIĞI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 1857 yılında konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında işçi olarak çalışan New York’lu kadınların, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları istemeleri amacıyla başlattıkları mücadele sonucunda, hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle, tüm dünya kadınları tarafından kutlanan uluslararası bir güne dönüşmüştür.
Ülkemizde, 1926 yılında kabul edilen Medeni Yasa ile, toplumda herhangi bir hakka sahip olmayan, ayrımcılığa maruz bırakılarak söz hakkı dahi tanınmayan kadınlarımız, ekonomik, siyasal ve sosyal alanda birçok hak elde etmiş, eşitsizlik ve ayrımcılığın kaldırılması için önemli bir adım atılmıştır.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin önemli bir kısmı kadınların; eğitimde, hukukta, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette kısaca sosyal ve kültürel alanda, erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir. Atatürk Devrimleri sonucunda, kadınlarımız, birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce, erkeklerle eşit haklara sahip olma imkanına kavuşmuş, 1930 yılında belediye başkanlığı seçimlerinde seçme, 1933 yılında yürürlüğe giren Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934 yılında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanmışlardır.
Çağdaş bir toplum ve Hukuk Devleti olabilmenin en önemli unsuru, kadını, özgür bir insan olarak tanımak ve hakları olduğunu kabul etmektir. Anayasamızın 10. maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” hükmü yer almaktadır.
Toplumun temeli olan ailenin şekillenmesinde, sağlıklı, ülkesine yararlı bireyler yetiştirilmesinde kadının önemi son derece büyüktür. Toplumun bir parçası olan kadının, toplumdan soyutlanması, eşitsizliğe ve ayrımcılığa maruz bırakılması düşünülemez. Savunduğumuz, kadınların ayrıcalıklı değil, insan olmanın verdiği onuru en iyi şekilde taşıyabilecek hak ve özgürlüklere sahip olmasıdır. Büyük Önder Atatürk’ün devrimleri sonucunda önemli haklar elde eden kadınlarımız, Cumhuriyet'in sağladığı hak ve özgürlükleri en iyi biçimde kullanarak, ülkemizin gelişmesine ve demokratikleşme sürecine büyük katkıda bulunmuşlardır. Kadınlarımızın, ülkemizin çağdaş seviyeye ulaşmasında ve bu yolda atılacak adımlarda söz sahibi olabilmeleri, siyasal yaşamdaki etkinliklerinin artması, yönetimde daha fazla söz sahibi olmaları ile mümkün olabilecektir. Siyasi alanda kadınlarımızın temsil oranının yükselmesi, ülkemizin saygınlığının artmasına neden olacağı gibi, kadın haklarının da, en iyi şekilde savunulmasını da sağlayacaktır.
Kadınlarımızın, gerçek haklarına kavuşabilmeleri ve sahip olduklarını hakların değerini anlayabilmeleri eğitimle mümkündür. Eğitimsiz bir kadının hak araması söz konusu olamaz. Halen dahi ülkemizde, kız çocuklarının eğitimi oranı, istenilen seviyede değildir.
Kadınlarımız, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında elde ettiği haklarını sonuna kadar savunmak ve ona sahip çıkmak zorundadır. Günümüzde gerek aile içinde, gerekse toplumda fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalan kadın, eğitim ve diğer toplumsal hizmetlere erişmekte birçok güçlükle karşılaşmaktadır. Hem anne, hem ev kadını, hem de iş kadını olarak yaşamına devam etmeye çalışmakta, sorumlulukların büyük kısmını yüklenmiş bulunmaktadır. Kadın haklarının Yasalarla belirlenip, korunması tek başına yeterli değildir. Hakkın alınması ve korunmasının sağlanmasında, en önemli görev kadına düşmektedir. İstenilen sonuca, kadınlarımızın haklarına sahip çıkmasıyla ulaşılacaktır.
Kastamonu Barosu Yönetim Kurulu
10.03.2010