Bugün : 07 Eylül 2010 Salı Anasayfa Baro Organları
Baro Levhası
Komisyonlar
Mevzuat
» Ana Sayfa  
»
Başkanımız  
»
Tarihçe  
»
Emsal kararlar  
»
Makaleler  
»
Faydalı bilgiler  
»
Linkler  
»
Hukuk siteleri  
»
Asgari ücret tarifesi  
»
İletişim  
»
Avukat Telefon Rehberi  
» KASTAMONU'MUZ
» Kastamonu Tarihi  
»
İlçeler  
»
Kastamonu Konakları  
»
Yöresel Özellikler  
»
Gezilecek Yerler  
»
Fotoğraf Galeri  
Bizden Haberler
BASIN AÇIKLAMASI

BASIN AÇIKLAMASI

 

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi tarafından düzenlenen “Türk Devleti`nin Tarihi Temelleri” konulu söyleşide yaptığı üniversitelerle ilgili konuşmayı, büyük bir şaşkınlık ve üzüntü ile karşılıyoruz. Üzüntümüz, konuşmada kullanılan üslubun, bir bilim adamına yakışmamasından; şaşkınlığımız ise bir tarih uzmanı olan Ortaylı’nın, örnek olarak kullandığı Kastamonu’nun, kültür, sanat ve felsefe merkezi niteliği taşıyan tarihsel köklerinden habersiz olmasından kaynaklanmaktadır.

Bilim insanının temel niteliği nesnel ve yansız olmasıdır. Bilim insanı, davranışları ve üslubu ile tüm topluma örnek teşkil etmelidir. Nesnellik ve yansızlık, öncelikle dogmalardan uzak olmayı, üretilen düşünceler ve ileri sürülen görüşlerin, özenli araştırmalarla elde edilmiş, sağlam bilgilere dayanmasını gerektirir. Bilim insanı iler sürdüğü görüş ve düşüncelerin tartışmaya açık olduğunu, mutlak doğruyu yansıtmadığını bilir ve kendisi de görüşünün şüpheliliğini peşinen kabul eder.

Ortaylı konuşmasında öyle örnekler vermiş ve öyle bir üslup kullanmıştır ki, bu görüşlerin nesnel ve yansız bir bilim insanına ait olduğunu kabul etme imkânını ortadan kaldırmıştır. “Kastamonu’nun dağına” üniversite kurulmasını ahlaksızlık olarak niteleyen, bakkal çakkal ve ev sahiplerinin öğrencileri kandırdığını ve kazıkladığını ileri süren, “bir sürü pis heriflerin kızları kovaladığını” iddia eden bir şahsın, nesnel ve yansız bir bilim adamı olduğunu nasıl kabul edebiliriz? “Pis herifler” ve “kazıklama” gibi argo sözcüklerin geçtiği bir konuşmayı, bir bilim insanına nasıl yakıştırabiliriz? Bu konuşmayı dinleyen gençler ve toplum, kendisine nasıl bir örnek bulmuş olacaktır? Öykünülecek ve örnek alınacak bilim insanı tavrı ve üslubu bu mudur? Üzüntümüz, bilim ve düşünce üreten bilim insanımızın ortaya koyduğu düzeyin düşüklüğünden kaynaklanmaktadır.

Sayın Ortaylı, sosyoloji bilimine yabancı değildir. Bu bilimin araştırma yöntemlerini iyi bilmesi gerekir. Hangi sosyal araştırma raporuna ya da hangi bilimsel verilere dayanmaktadır ki, Kastamonu’da bakkal çakkalın öğrencileri kandırdığını ileri sürebilmektedir? Kastamonu’da onuruyla mesleğini devam ettirmeye çalışan, sistemin her türlü olumsuzluklarına karşı direnen, ancak varlık mücadelesi yaparken dahi ahlak anlayışından ve onurundan taviz vermeyen esnaf ve tüccarımıza böyle ağır bir saldırıda bulunmak için, memleketimizde bir araştırma yapmış mıdır Ortaylı? Acaba Kastamonu’da kaç adet büyük alışveriş merkezi olduğunu bilmekte midir? Üstelik açıklamada, küçük esnafın ahlaki yetersizliği iddia edilmektedir: Büyük kentlerin büyük alışveriş merkezleri öğrenciyi kandırmaz ama bakkal çakkal kazıklar (!). Hiçbir bilgiye ve araştırmaya dayanmayan böyle bir açıklama, esnaf, tüccar ve sanatkâra hakaret teşkil etmekte değil midir? Bu mudur bilim insanının üslubu?

Ortaylı Kastamonu’da kaç tane öğrenci yurdu olduğunu araştırmış mıdır? Ya da ev kiralarının büyük kentlerle karşılaştırmalı etüdünü yapmış mıdır da, ev sahibinin öğrenciyi kazıklamakta olduğunu iddia etmektedir? Bütün bu görüşler bilimsel değildir. Hiçbir araştırmaya dayanmamaktadır. Sağlam bilgininin ürünü değildir. Üzüntümüz nesnel ve yansız olması gereken bir bilim insanının, bu kadar öznel, bu kadar yanlı bir açıklamayı, bilim adına ileri sürebilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Üzüntümüz Ortaylı’nın şahsından değil, bilimsel seviyenin düşürülmesinden doğmaktadır.

Bu açıklama sebebiyle şaşkınlığa düştük: Bir tarih uzmanı, Kastamonu’nun bin yıllarla ölçülen kültür, sanat ve felsefe merkezi olma konumundan habersizmiş meğer? Hititlerden önce bile yerleşim merkezi olan memleketimiz, Hitit, Frig, Lidya, Helen, Pontus, Roma, Bizans uygarlıklarını yaşamış, bu dönemlerde gerçek bir sanat ve kültür merkezi olmuştur. Usta sanatçıların yaptığı heykeller müzelerimizi süslemekte, birçoğu da gün ışığına çıkmayı beklemektedir. Çobanoğulları, Candaroğulları (Selçuklu iktaları) ve Osmanlı uygarlıkları döneninde de, kaynaşan halklar tam bir kültür harmanı yaratmış, en güzel sanat eserleri memleketimizi süslemiştir. Camileri, hanları, medreseleri, imaretleri, hamamları, vakıf eserleri ve çeşitli külliyeleri yanında, minyatür, oymacılık gibi sanatların merkezi olan Kastamonu, Cumhuriyet döneminde de âşıkların, ozanların memleketi olagelmiştir. Tarihi ve kültürel dokusu birçok yerle karşılaştırılamayacak kadar üst düzeydedir. Memlekete gelen öğrencinin teneffüs edeceği işte bu havadır.

Kastamonu aynı zamanda bir inanç ve düşünce merkezidir. Dogmaya dayanmayan ve aklı referans alan inanç sistemleri memleketimizde gelişmiş, ünü Dünya’ya yaygın gönül insanları bu topraklarda yetişmiştir. Her yıl sadece bu kişileri ziyaret edebilmek için binlerce insan akın akın Kastamonu’ya gelirken, bu niteliklerden habersiz bir tarihçi, Kastamonu’yu “dağdan ibaret” bir memleket olarak ilan etmiştir. Bu açıklama asla bilimsel değildir. Bilim adına yapılmış olması ise üzüntü ve şaşkınlık yaratmıştır.  Bilim adına yapılan ancak hiçbir şekilde bilimsel nitelik taşımayan, öznel, yanlı, gerçeğe aykırı bu açıklamayı protesto ediyoruz.

 

                                                 Av. M. İhsan DARENDE

                                               Kastamonu Barosu Başkanı                     


10.02.2010
» DUYURULARIMIZ
 » 3.KARADENİZ FUTBOL TURNUVASI ...
 

 

<...
 » Sosyal Yardım ve Dayanışma Yö...
 
 » Türk Avukatların Avrupa İnsan...
  Projenin amacı : Türk adli sisteminin insan hakları ve temel özgürlükler çe...
 » Türkiye Barolar Birliği Mesle...
  I- GENEL KURALLAR
1- Türk avukatları baroların ve Türkiye Barolar B...

















» ANKET
Soru: Bizi nereden duydunuz?