2013-2014 Adli Yılı açıldı
 
 
 Kastamonu Baro Başkanı Av.Mehmet Çiftci'nin 2013/2014 Adli Yıl Açılış Konuşması

 Sayın Meslektaşlarım, Değerli Basın Mensupları,

​Öncelikle sizleri, Kastamonu Barosu, Yönetim Kurulu ve şahsım adına saygı ile selamlıyor, 2013/2014 Adli Yılının Hakimlerimize, Savcılarımıza, tüm adelet teşkilatı çalışanlarına, ülkemize ve özellikle de sayın meslektaşlarıma hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.  

​Öncelikle belirtmek isterim ki, geçmiş adli yıllarda birlikte olduğumuz, ancak bu adli yıl içerisinde vefat veya mesleği bırakma nedenleri ile aramızdan ayrılan tüm meslektaşlarımızı şükranla anıyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Baro başkanı olarak ilk kez bir adli yıl açılışında sizlere hitap etmenin gurur ve onurunu yaşıyorum. Yönetim olarak bu göreve geldiğimiz günden bu tarafa hukukun, Kastamonu Adalet Teşkilatının ve mesleğimizin sorunlarının yakından takipçisi ve bu sorunları mümkün olduğunca çözme gayreti içerisinde olduk. Ancak şu bir gerçek ki, her adli yıl başındaülkemizdeki, demokratik sorunlar, adalet teşkilatının sorunları ve savunma mesleğinin sorunları dile getirilir, bir sonraki adli yıl açılışına kadar bir kısım sorunlar çözülmesine rağmen,mevcut sorunlara yeni sorunlar da eklenmek suretiyle daha büyük problemlerle yeni adli yıla gireriz.

Siyasi iktidar, ülkemizde çok ciddi bir hukuk reformu başlatmıştır. Türk Medeni Kanunu, Ceza Kanunu, Ceza Usul Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu, Medeni Usul Kanunu, Türk Ticaret Kanunu gibi neredeyse toplumun tamamını ilgilendiren kanunlarda değişiklikler yapmıştır. Yapılan yeni düzenlemelerle; yargılamanın hızlandırılması, evrensel hukuk kurallarına paralellik ve savunmanın güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Yine aynı amaçla ve daha demokratik bir toplum düzeni oluşturmak amacıyla da, yeni bir anayasa çalışması devam etmektedir.

Yapılan yasal düzenlemelerdeki amaçlanan hedeflerde, belirli bir oranda başarı sağlanmıştır. Ancak, bir kısım düzenlemeler yetersiz, bir kısım düzenlemeler ise beklentinin tersine sonuçlar doğurmuştur. Örneğin, siyasi iktidar tutukluluk süresinin kısalması amacıyla bir kısım düzenlemeler yapmış ise de, bu düzenlemeler uygulamada maalesef aksi sonuçlara olanak sağlamıştır. Tüm toplumu ilgilendiren genel kanunlardaki bu tür aksaklıkların en kısa zamanda paket kanunlarla değil, bir bütün olarak ele alınması ve yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği kanaatindeyiz.

Sayın Meslektaşlarım, değerli basın mensupları;

 

Bilindiği üzere, yargılama faaliyeti üç ana unsurun varlığı ile ancak adil sonuçlar doğurabilir. Bunlar iddia, savunma ve hüküm makamlarıdır.

​Sayın Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in 17.07.2013 tarihinde, 15. Dönem Adlî Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları Adaylarının Kura Töreninde Yaptığı Konuşma’da belirttiği üzere;

“Hüküm, her ne kadar hâkimin hükmü ise de, aslında bir karma etkinliktir ve hakikatle teması, bu etkinliğe katılan bütün tarafların kolektif çabasıyla şekillenecektir.

Adalet, yargı mensubunun bağışladığı bir değer veya bahşettiği bir lütuf değil, ona ulaşmada en fazla, nezaret ettiği, yol gösterdiği ortak bir çabanın ürünü olabilir.”  Sayın Bakan’ın konuşmasında da ifade edildiği üzere hakim, adaletin tecellisinde sadece nezaret edici olmalı ve adalet yukarıda belirttiğim makamların ortak bir çabasının sonucu olmalıdır. Mitolojide, adaletin temsili olan Themis’in heykelindeki gözlerin kapalı olması da, bu felsefenin bir gereğidir.

​Bu bakış açısıyla, gerçekten adaletin tecellesi için, verilen karar ne kadar doğru veya hukuka uygun olursa olsun vicdanlarda da, hukuksallığı ve meşruluğu kazanabilmesi için mutlaka ve mutlaka savunma makamının, iddia makamı karşısında en azından eşit düzeye getirilmesi gerekir. Yapılan yeni anayasa çalışmaları sırasında; öncelikle savunmanın anayasal statüye ve güvenceye kavuşturulması vazgeçilmez talebimizdir.

​Siyasi iktidarın gerçekleşmesi yönünde büyük çaba sarf ettiği demokratikleşmeye paralel olarak; yine yasalarda mevcut bulunan ve savunma mesleğinin elini kolunu bağlayan, soruşturmanın gizliliği ve iletişimin tespiti kararları, örgütlü suçlar kapsamı yeniden gözden geçirilmeli sağlıklı bir yapıya kavuşturulmalı, uygulamadaki keyfiliğin mutlaka önüne geçilmelidir. Özellikle telefon dinleme işlemleri adliye binası içerisinde ve savcı kontrolünde yapılmadır. Hangi tür suçlarla ilgili olarak ve hangi şartlar altında soruşturmanın gizliliğine karar verileceğinin ve hangi suçların örgütlü suçlar olduğunun ve çerçevesinin yasal olarak çizilmesi gerekmektedir.

​Son dönemlerde, adalet teşkilatının fiziki yapısında da çok ciddi gelişmeler kaydedilmiş, yeni adliye sarayları veuluslararası normlara uygun cezaevleri inşa edilmiş, adliyeler teknolojik imkanlarla donatılmıştır. Kastamonu merkez adliyesi Türkiye’de bir ilk olarak, tüm duruşma salonlarına ve savcılık ifade alma odalarına kameralar konulmak suretiyle,ifadeler ve duruşmalar kamera kaydına alınmaya başlanılmıştır. Bu uygulama ile artık fiziki dosya uygulamasına son verilme yolunda önemli bir adım atılmıştır. Aynı zamanda duruşmalarda ve ifade sırasında söylenen her söz kayıt altına alınır hale gelmiştir. Bu uygulamayı ilk olarak Kastamonu’da başlatan Sayın Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Sayın Cengiz Ünsal’a huzurlarınızda şükranlarımı arz ediyorum.

​Lakin şu da bir gerçektir ki, adaletin tecellisi için fiziki yapının ve teknik donanımın en üst düzeye dahi çıkartılmasının yeterli olamayacağı hepimizin malumudur. Bunun için, yasaları uygulayıcıların da, bilgi donanımlarının son derece yüksek tutulması gereklidir. Bu gün artık sayısını bile bilemediğimiz kadar Hukuk Fakültesinin açıldığıülkemizde, bu yıl 26 bin öğrenci Hukuk öğreniminebaşlamıştır. Yaklaşık 80.000 olan avukat sayısı, bu veriye göre 4 yıl sonra en az 150-160 bin civarına ulaşacaktır. Bu anormal artışın, hakim-savcı ve avukat olacakların eğitim kalitesini düşüreceği bir hakikattir. Özellikle hiçbir sınava tabi tutulmaksızın, hiçbir şey olamazsam avukat olurum mantığı içerisinde hukuk eğitimi almak ve bu alana yönlenmek kabul edilebilir bir durum değildir.

​Bu nedenle, avukatlık mesleğinin layık olduğu yeri bulabilmesi açısından ve sosyal haklarına kavuşturmayı sağlamak bakımından, artık yeni bir avukatlık kanununa ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılacak yeni yasal düzenleme ile de; avukatlık mesleği sıkı bir sınava tabi tutulmalı, hatta noterler gibi, eczacılar gibi her baro bölgesinin avukat sayısı belirlenerek kota uygulaması başlatılmalıdır.

​Bir cümle ile de olsa, kamu kurumlarında görev yapan meslektaşlarımın sorunlarının ne denli büyük olduğunu, hiçbir sosyal haklarının olmadığını, aynı görevi ifa eden diğer meslektaşları ile aralarında maaş, emeklilik gibi birçok hususta uçurumlar bulunduğunu, yeni avukatlık kanununda mutlaka ve mutlaka bu hususların da düzenlenmesi gerektiğini belirtmeden geçemeyeceğim.

 

​Yeni adli yıla daha burada sayamayacağım birçok sorunla girmekteyiz. Temennim o odur ki; yeni adli yılın dünyada ve özellikle de sıcak günlerin yaşandığı bölgemizde huzur, güven ve barış içerisinde geçmesini diliyorum. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki;  bağımsız bir savunma, bağımsız bir yargının, bağımsız bir yargı da, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz temel taşıdır.

​Bu vesile ile, devletimizin kurucusu Yüce Önder Atatürk, Aziz Şehitlerimiz, Hukuk Savaşı vermiş değerli meslektaşlarımız huzurunda saygı ve hürmetle eğiliyor, adli yılın  ülkemize, şehrimize ve hukuk camiasına hayırlı olmasını diliyorum. 02/09/2013

 

 

​Kastamonu Barosu Yönetim Kurulu adına

​Başkan

​Av. Mehmet ÇİFTCİ