KASTAMONU
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
BAŞKANIMIZIN ADLİ YIL AÇILIŞ KONUŞMASI
Tarih: 31.08.2014 23:00:00 | Okunma Sayısı: 1529 | | |

           

 
                     

            KASTAMONU BARO BAŞKANININ ADLİ YIL AÇILIŞ KONUŞMASI

Sizleri şahsım ve Kastamonu Barosu adına saygıyla selamlıyorum. 2014 – 2015 adli yıl açılış törenine hoş geldiniz.

30 Ağustos zafer bayramınızı kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk, Silah Arkadaşları ve Aziz Şehitlerimiz huzurunda saygıyla eğiliyor, geçmiş yıllarda birlikte çalıştığımız ancak, vefat, rahatsızlık, tayin veya emeklilik gibi nedenlerle bu yıl bizimle birlikte olamayacak hakim, savcı, avukat ve adliye personeli olan arkadaşlarımızdan vefat edenleri rahmetle, sağ olanları saygıyla anıyorum.

Ülke içinde birçok sıkıntılarımızın olduğu, bulunduğumuz coğrafyada, keza soydaşlarımızın ve aynı inancı taşıdığımız insanların yaşadığı bölgelerde, bırakın temel insan hakları ve özgürlükleri, bir insanın en temel ve vazgeçilmez hakkı olan yaşam hakkının bile olmadığı, insanların diri diri boğazlandığı ve medeni (!) dünyanın da buna seyirci kaldığı bir dönemde, aynı zamanda DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE yeni bir adli yıl açıyoruz.

Her adli yıl birçok sorunlarla birlikte başlar, adli yıl açılış törenlerinde bu sorunlar, geçmişte yapılan yanlışlar, sert eleştirilerle dile getirilir. Ben bu gün, eleştiriden ziyade, yeni adli yıl ve gelecekle ilgili dilek, özlem ve beklentilerimi dile getirmek istiyorum.

Bilindiği üzere, yeni adli yıla, yeni bir cumhurbaşkanı, yeni bir başbakan, kısa zaman sonra yapılacak olan seçim sonucu yeni bir hsyk, yakın gelecekte yasalaşacak yeni bir avukatlık kanunu ile giriyoruz. Yine, devletin üst kademesinde şık olmayan bir kısım tartışmaların yaşandığı bu günlerde, Kastamonu Adliyesinde ilk defa Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Komisyonu ve Baro bir araya gelerek Adli Yılı birlikte açmaktadır. Yine adli yıl açılış töreni ilk defa adliye binamız önünde yapılmaktadır. Ümit ediyorum ki, bu yenilikler gerçek manada adaletin tecellisi için bir dönüm noktası olur.

Hep söylenir ki, adalet herkese lazım diye. İşin fazileti şudur ki;  Adalet, bize lazım olmadan, adalet başkalarına lazımken, adil olabilmek gerek. Aksi halde, adalete ihtiyaç duyduğumuzda, adalet feryadımızı duyurabileceğimiz insanları bulmamız zor olacaktır. Yine bir filozofun söylediği üzere, kanunlar büyük böceklerin delip geçtikleri, küçük sineklerin takılıp kaldıkları örümcek ağları olmamalı, herkes adalet önünde eşit olmalıdır. Adalet figüründeki kapalı gözler, hiçbir zaman açılmamalıdır. Beklentimiz, her şart altında ne olursa olsun YARGININ TARAFSIZLIĞIDIR.

Özellikle yaşadığımız coğrafyanın hemen yakınlarında, Müslüman coğrafyada, soydaşlarımızın yaşadığı dünyanın değişik bölgelerinde yapılan zulmün, insanlık dışı uygulamaların bir an önce sona ermesini, barış ve huzurun hakim olmasını diliyorum.

Ülkemiz içerisinde yaşayan farklı unsurlar bizim için bir ayrışma nedeni değil, bilakis birlikteliğin temel taşını oluşturmalıdır. Bu coğrafyada tarihin derinliklerinden bu tarafa yaşayan toplumların izleri mevcuttur. Bu nedenle biz, farlılıklardan dolayı ötekileştirmek yerine, insanları insan olmalarından dolayı kucaklamalıyız. Başkalarının fikir, düşünce ve inançlarına saygılı olabilmeyi, tahammül edebilmeyi becerebilmeliyiz.

Demokrasinin ve insan haklarının temelinde inanç, fikir ve ifade özgürlüğünün yattığına inanıyoruz. Demokratik yönetimlerde, idare kendisine yakın olanlara ayrıcalık tanıyamayacağı gibi, uzak olanları da dışlayamaz. Kişiler insani değerler kriterine göre değerlendirilmelidir. Hiç kimseyi inanç ve fikrinden dolayı aşağılamamak, baskı altına almamak gerektiğini düşünüyor ve temenni ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti, anayasal olarak hukuk devleti ilkesini kabul etmiştir. Hukuk devleti, devlet içerisinde bulunan yasama ve yürütme erkininin hukuk kurallarına bağlılığına, bu erkleri hukuka uygunluk yönünden denetleyecek olan yargı erkenin, bu erklere karşı yeterli şekilde bağımsız yargı erkinin bulunması gerektiğine dayanan, bir yönetim şeklidir.

Yargının diğer erklerden bağımsızlık oranı ne kadar yüksek olursa, yargıya güven o kadar yüksek olacaktır.

Yargının bağımsızlığı, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvencesidir. Yargı kurumsal anlamda bağımsız ve tarafsız olduğu kadar, hakimler de bireysel anlamda bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Hâkimin vicdani rahatlıkla karar verebilmesi için, gerekli ortamın oluşturulması da, hukuk devletinin bir gereğidir. Kararlara etken olan unsurlar, kişisel duygu ve düşünceler, dış etkenler, baskılar yerine, evrensel ve ulusal hukuk kuralları olmalıdır.

Hukuk devleti olabilmenin diğer gereklilikleri ise, adaletin tecellisini sağlayan diğer unsurlardaki aksamaları düzeltmektir.

-Hakimlik mesleği dünyada başka hiçbir meslekte olmayan bir şekilde, devletin tüm güç ve unsurlarını kullanmak suretiyle hüküm veren bir makamdır. Bu nedenle, mesleğe kabul şartlarının mutlaka gözden geçirilmesi, kişisel olgunluğa ulaşmayan veya mesleğin ağırlığını taşıyamayanların mesleğe kabulü engellenmesi gerekmektedir.

- Yargının temel taşı adli personelin moralli çalışması verimi artıracaktır. Çalışma şartları ve özlük hakları gözden geçirilmeli, adalet ilk önce adliyelerden başlamalıdır.

- Kanunlarımızdaki evrensel hukuk kurallarına aykırı, birbirleri ile çelişen, adaletin tecellisini geciktirir hükümler taranmalı ve değişikliğe gidilmelidir.

- Adliyelerin iş yükünü hafifletici önlemler alınmalıdır.

- Önümüzdeki günlerde açılması planlanan İstinaf Mahkemelerinin bu sayı ile açılması halinde, adaleti hızlandırmayacağı, bilahis ciddi bir tıkanmaya sebebiyet vereceğini defalarca dile getirmiştik. Bunun için, mutlaka sayıları artırılmalıdır. Alınan genel prensip doğrultusunda, il sınırı atlamaksızın yeni istinaflar kurulmalıdır. Kastamonu olarak bu yöndeki talebimizi bir kerede buradan tekrarlıyoruz.

- Kastamonu Barosu olarak bir diğer talebimiz ve temennimiz de şudur ki; Yargısal faaliyet, iddia, savunma ve karar mercilerinden oluştuğuna göre, bu faaliyetle ilgili örgütsel yapı da aynı esasa göre düzenlenmelidir. Buna göre; Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, Hâkimler Yüksek Kurulu (HYK) ile Savcılar Yüksek Kurulu (SYK) olarak ayrılmalı, aralarına Avukatlar Yüksek Kurulu (AvYK) da (Barolar Birliği) eklenerek, bu kurullar Adalet Yüksek Kurulu’nu (AYK) teşekkül ettirmelidir. AYK, hem bu kurulların kararlarına itiraz mercisi, hem de adalet politikalarının belirlenmesinde etkin bir çatı kuruluşu olmalıdır. Avukatların özlük işlemleri ile AvYK ilgilenmeli ve müstakilen karar vermelidir. Avukatlar hakkındaki soruşturma izinleri de AvYK tarafından verilmeli, avukatlık mesleği Adalet Bakanlığı vesayetinden kurtarılmalıdır. -HYK ve SYK da, tüm mensuplarının katılımı ile seçilmelidir. Buna karşılık adalet hizmetinin çatı örgütü olan AYK, hâkimler, avukatlar ve savcılar yüksek kurullarının gösterdiği adaylar arasından, iki dereceli bir seçim sonucunda ve doğrudan halkoyu ile teşekkül ettirilmelidir. Böylece güçler ayrılığı ilkesinin üç ayağından birisini oluşturan ve kamu adına güç kullanan yargının, kamuya karşı demokratik sorumluluğu tesis edilmiş olacağı gibi, diğer erklere karşı gücü de sağlamlaşmış olacaktır.   

Hukuk camiasındaki genel beklenti de budur.

- Son dönemlerde, hukuk fakültesi sayındaki artışa paralel olarak mezun sayımız da hızla artmaktadır. Yüzü aşkın fakültede, yılda 20 bine yakın öğrenci alımına ulaşılmıştır. Bugün itibariyle 82bin civarında avukatın bulunduğu ülkemizde, bir yılda 20bin mezun tahammül edilemez bir rakamdır. Bu nedenle, hiçbir şey olamazsam avukat olurum mantığının en kısa zamanda tarih olması, mesleğe girişe sınav konulması şarttır. Hatta her baronun bir kota uygulaması yapmasının gerektiğine inanıyoruz. Bu fakülteler arası rekabete sebep olup eğitim kalitesini artıracağı, buna paralel olarak avukatlık mesleğinde ve diğer hukuk mesleklerinde de kalite artışına neden olacaktır. 

- Avukatlık mesleğinin icrası halen 1136 sayılı avukatlık kanunu çerçevesinde yürütülmektedir. Kanun, birçok ihtiyaçlara cevap veremeyecek durumdadır. Mesleğin icrasını kolaylaştırmak, mesleği geliştirmek ve günümüz şartlarına uygun olarak düzenleyebilmek için yeni bir avukatlık kanuna ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak yeni kanunun hazırlanmasında, bir kısım dış etkenlerin istek ve talepleri değil, bu mesleği icra eden avukatların ihtiyaçları esas alınmalıdır.

Avukatlık bürosu bir ticarethane veya bir şirket merkezi, avukat ta bir tüccar değildir. Avukatlık büroları Ticaret Kanuna tabi tutulamaz. Avukat şube açamaz. Avukat mesleğini bizzat icra eder. Çünkü yaptığı iş bir kamu görevidir. Yaptığı iş insan haklarına saygıyı temin eden, adil yargılanmayı sağlayan bir iştir. Aksi uygulama ve düşünce, avukatlık mesleğini amacından saptıran, adaleti maddiyata teslim eden bir uygulama olacaktır. Bu nedenle, bu hususun yeni avukatlık kanunu hazırlanırken dikkate alınacağına, mecliste temsil edilen iktidar ve muhalefet partilerinin avukatlık mesleğini bu denli yıpratacak olan bu düşünceyi yasalaştırmayacağına inancımız tamdır. Temennimiz bu yöndedir.

Bilindiği üzere, savunma mesleği yargının kurucu unsurudur.  Savunma, dar manada sanık savunması gibi düşünülse de, taraf haklarının (yani sanık ve katılan veya davacı veya davalı haklarının) savunulması olarak geniş yorumlamak gerekir. Savunmanın amacı, yargılamayı geciktirmek değil, bilakis yargılamaya yardımcı olmak, adaletin tecellisini hem de bir an önce tecelli etmesini sağlamaktır. Gecikmiş adalet adalet değil, bilakis adaletsizliktir. Ancak şu husus ta gözden kaçırılmamalıdır ki, adalet hıza feda edilemez.    

 

Adalete olan güvenin her geçen gün daha da artacağı, savunma mesleğinin güçleneceği, savunmaya sözde değil özde saygının duyulacağı, adil, barış, mutluluk ve huzur dolu günlerin yaşanacağı bir yıl ve yıllar dileği ile Kastamonu Barosu Yönetim Kurulu adına adli yılınızı kutlar saygılar sunarım.

 

                                                                                 

Av. Mehmet ÇİFTCİ

                                                                                  Kastamonu Baro Başkanı

 

18.11.2017 Cumartesi